Cumhuriyet tarihi boyunca Abd ile yaşanan krizler

Amerikalı Rahip Andrew Brunson sebebiyle ABD-Türkiye arasında yaşanan gerilim, iki ülke arasında daha önce yaşanan krizleri akıllara getirdi. Son yaşanan olay Ankara-Washington hattında cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan 8’inci kriz olarak tarihteki yerini aldı.

İLK GERİLİM: KÜBA FÜZE KRİZİ

Amerika ile ilk kriz 1962’de patladı. “Küba Füze Krizi” olarak kayıtlara geçen olayda Soğuk Savaş’ın iki süper gücü, ABD ve Sovyetler Birliği nükleer savaşın eşiğine geldi. Küba üzerinde uçan U2 uçakları burada nükleer başlıklı füzeler keşfetti. Eski ABD Başkanı John F. Kennedy Sovyetlere, Küba’ya nükleer silah sağlamaları durumunda, büyük bir krizin patlak vereceği uyarısında bulundu.

Karşılıklı restleşmelerin ardından gelen pazarlık sürecinde Türkiye bir anda kendini krizin ortasında buldu. Sovyetler, Küba’dan nükleer silahlarını çekmesine karşılık önce ABD’nin Türkiye ve İtalya’daki nükleer başlıklarını geri çekmesi talebinde bulundu. ABD ve Sovyetler Birliği arasında Türkiye’den silahların kaldırılması yönünde alınan kararın Ankara’ya danışılmaması krize yol açtı.

1964 – ABD BAŞKANI JOHNSON’DAN TEHDİT MEKTUBU

Kıbrıs Barış Harekatı’na giden süreç ikinci krizi getirdi. ABD’nin 36’ıncı başkanı Lyndon B. Johnson, 5 Haziran 1964’te dönemin başbakanı İsmet İnönü ‘ye mektup göndererek Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri harekât düzenleyeceğinden haberdar olduğunu ve bundan endişe duyduğunu yazdı.

Mektupta, ABD ile tam istişarede bulunması için Türkiye’den talepte bulunan Johnson, aksi takdirde “NATO Konseyi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acele toplantıya çağrılmasını istemek mecburiyetinde kalacağını” belirtti. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü “Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de o dünyada yerini alır” yanıtını verdi.

1974 – HAŞHAŞ EKİMİNİN YENİDEN BAŞLATILMASI

10 yıl sonra yaşanan yeni krizin gerekçesi ise Türkiye’nin haşhaş ekimini yeniden başlatması oldu. O dönemde Amerika’da uyuşturucu tüketimi büyük oranda artarken Türkiye de uyuşturucu kaçakçılığı ile suçlanan ülkelerden oldu. 1971’de haşhaş ekimini tamamen yasaklayan Türkiye’nin 3 yıl sonra aksi bir karar alması Washington’la ilişkileri bozdu. Üretilen haşhaşla ilgili uluslararası standartlar getirilmesi krizin ilişkilere kalıcı hasar vermeden sona ermesini sağladı.

1974 – AMBARGOYA KARŞI İNCİRLİK KAPATILDI

ABD, 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı sonrası Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya başladı. Türkiye’nin buna yanıtı ülke sınırları içinde ABD’nin kullanımındaki İncirlik Üssü ve diğer üslerin kullanımını askıya almak oldu. Buraların kontrolü Türk Silahlı Kuvvetleri’ne devredildi.

Bülent Ecevit 2002 yılında Hürriyet gazetesine verdiği röportajda ”Yasaklayıcı tutumlarına karşın haşhaş üretimini belli kurallar içinde serbest bırakışımız ABD’de çok tepki uyandırmıştı. Kongre’nin ambargosu aslında Kıbrıs değil, haşhaşla ilgiliydi. Sonra Kıbrıs’a yamandı” dedi. ABD Kongresi’nin Eylül 1978’te ambargoyu kaldırması sonrası, İncirlik Üssü eskisi gibi faaliyet göstermeyi sürdürdü.

2003 – IRAK TEZKERESİ TBMM’DEN GEÇMEDİ

Türkiye-ABD ilişkileri yaklaşık 30 yıl sakin bir seyirde ilerlerken ABD’nin Irak’ı işgal sürecinde iki ülke arasındaki en büyük anlaşmazlıklardan biri yaşandı. Türk askerlerin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına ilişkin tezkere, TBMM’de kabul edilmedi. 1 Mart 2003’te yapılan gizli oturumda 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oy kullanıldı. Ancak, Anayasa’nın 96. Maddesinde öngörülen 267 salt çoğunluğa ulaşılamadığı için tezkere meclisten geçmedi. Tezkerenin kabul edilmemesi, hem ABD ordusunda hem de ABD Kongresi’nde tepki çekti.

“TÜRKLERE AYLARCA BASKI YAPTIK”

Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, o süreci “Decision Points’’ adlı kitabında şöyle anlattı: ‘’Türklere, topraklarını kullanmamıza izin vermesi için aylardır baskı yapıyorduk, böylece 4’üncü Piyade Tümeni’nden 15 bin askeri kuzeyden Irak’a sokabilecektik. Ekonomik ve askeri yardımda bulunma, Türkiye’ye Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) kilit programlarına erişim sağlaması için yardım etme ve Türkiye’nin AB’ye katılımına güçlü desteğimizi sürdürme sözü vermiştik. Bir noktada, izni alacağız gibi görünüyordu. Abdullah Gül’ün kabinesi, talebimizi onaylamıştı. Ancak TBMM 1 Mart’ta tezkereye ilişkin nihai oylamayı yaptığında, tezkere az farkla kabul edilmedi. Hayal kırıklığına ve hüsrana uğramıştım. Şimdiye kadar yaptığımız en önemli taleplerimizden birinde, NATO müttefikimiz Türkiye, Amerika’yı yarı yolda bırakmıştır.’’

2003 – TÜRK ASKERLERİNİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLDİ

Tezkere geriliminin sıcaklığını koruduğu dönemde, 4 Temmuz 2003 günü Irak’ın Süleymaniye kentinde Amerikan askerleri, Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı subayların bulunduğu karargâha baskın düzenledi. Buradaki Türk askerleri başlarına çuval geçirilerek gözaltına alındı ve sorgulanmak üzere Bağdat’a götürüldü. ABD’nin sonrada özür dilediği açıklansa da, olay Türk-Amerikan ilişkilerinde derin yaralar açtı.

2017 – ABD VİZE BAŞVURULARINI ASKIYA ALDI

Brunson krizinin başlangıcı sayılabilecek olay ABD Büyükelçiliği çalışanı Metin Topuz’un tutuklanması sebebiyle yaşandı. 8 Ekim 2017’de ABD, Türkiye’den yapılan vize başvurularını süresiz olarak askıya aldı. Türkiye de aynı şekilde karşılık vererek ABD’den gelen vize başvurularını askıya aldı. Dışişleri Bakanlığı, Metin Topuz’un “ABD Konsolosluğu’nun kayıtlı personeli olarak diplomatik listede yer almadığını” açıkladı. İki ülke arasındaki en kapsamlı diplomatik yaptırımlar olarak görülen vize krizi, 28 Aralık 2017’de ABD ve Türkiye’nin karşılıklı tüm vize kısıtlamalarını kaldırmasıyla son buldu.

2018 – PAPAZ BRUNSON EV HAPSİNE ALINDI

Washington son olarak Türkiye’de ev hapsinde bulunan ABD vatandaşı Pastör Andrew Brunson’ın serbest bırakılmaması gerekçesiyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e yaptırım uygulama kararı aldı. ABD Kongresi de Türkiye’ye yeni nesil savaş uçağı F-35’lerin teslimatını engellemeyi öngören tasarıyı kabul ederek Donald Trump’ın imzasına sundu.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir