AB’yi manivela olarak kullandık

Birlik Vakfı’nın düzenlediği geleneksel olarak düzenlediği “Geçmiş Zaman Olur Ki” konulu konferansta konuşan TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç, gençlik yıllarından itibaren başladığı siyasi hayatını ve yakın tarihle ilgili gözlemlerini anlattı. Arınç, Türkiye’deki siyasal hayatın çeşitli dönemlerini ve o dönemlerdeki gençlik hareketlerini anlatırken, “Ankara Hukuk Fakültesi’nde talebe olduğum dönemlerde o zamanki fikri açlığımızı gidermek için bu tür toplantılara kitleler halinde gider ve haftadan haftaya büyük bir özlemle tekrar orada olmayı dilerdik. Şimdi herhalde böylesine bir ihtiyaç yok ki toplantılara katılım fazla olmuyor Ben şahsen dinleyici olarak gittiğim yerlerde bu eksikliği gördüğümde çok üzülüyorum” dedi.

Ankara’da bir sinagog olduğundan haberim yoktu
Üniversite eğitimi nedeniyle gençlik yıllarında Ankara’da bulunduğunu ifade eden Arınç, “Şüphesiz gençlerimiz de bu tür toplantıların dışında ancak farklı yerlerde bir araya gelirse konuşabiliyoruz. Hamamönünde bazen kafelere gidiyorum gençlerimizi tanımak için. Hacettepe’den gelen öğrenciler ile görüşüyorum. Bazen vakit namazlarında mescitleri dolaşıyorum. Ankara’yı tanımaya çalışıyorum yani. 1965 yılından beri Ankara’nın hemşehrisi olan bir insanın mesela Yahudi mahallesinden haberi yokmuş. Denizciler Caddesi ki bizim talebeliğimizde en çok gittiğimiz yerlerden biriydi. Köşede bir mescide gittim cemaat selam verdi. Oradaki esnaf davet etti oturdum. ‘Ne var buralarda’ dedim, ‘efendim buraya eskiden Yahudi mahallesi derlermiş’ dediler. Allah Allah! Bunca yıldır Ankara’dayım hiç duymadım. ‘Şu mahallenin içinde bir Sinagog var’ dediler, ona da inanamadım. Çünkü ben hükümette azınlıklardan sorumlu bir bakan olarak görev yaptım ama Ankara’da Sinagog olduğunun farkında değilim.” diye konuştu.

27 Mayıs darbesinin organizatörü CHP’dir!
Arınç, 27 Mayıs Darbesi ile ilgili de şunları söyledi:

“27 Mayıs 1960 ihtilalini benim yaşta olanlar belki hatırlar. 60 darbesi çok acı ve kanlı bir darbedir ve bildiğiniz gibi 61 yılında da Menderes ve iki arkadaşı salben idam edilerek hayatlarına son verilmiştir. O zaman tabi sabıklar sakıtlar Demokrat Partinin sempatizanlarına hakaretler etmiştir. Demokrat partililer cezaevlerine atılmıştır. Partilerinin üst kadrosu idama, idamdan sonra da müebbete mahkum olmuş, Kayseri Cezaevi’ne gönderilmiştir. Anayasa yapılmış ve Anayasa yapıldıktan sonra da seçimlere gidilmiştir. İhtilalin askerle birlikte organizatörü Cumhuriyet Halk partisidir. Bu kesindir. Türkiye 1961 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne tek başına iktidara gelecek desteği vermemiştir. Sanırım 170 civarı milletvekili almıştır ama arkasından hemen Adalet Partisi gelmiştir. O tarihlerde yeni Türkiye Partisi, Millet Partisi ve diğerleri de vardır, koalisyon hükümetleri kurulmuştur.”

Ne kazandıysak AB sürecinde kazandık

Ak Parti iktidara geldiğinde sıkıntılı bir idare devraldıklarını anlatan Arınç, şöyle devam etti: “Türkiye’nin sıkıntılı döneminde iktidarı devraldık. Eksi 9’dan aldık biz bu Türkiye’yi, artı 9’a çıkarttık. 2005’lerde 2006’larda büyüme hızı olarak söylüyorum. Bir ara 1 Dolar 1 Lira seviyesine gelmişti neredeyse. Şimdi yaşadıklarımıza bakarak bunları anlatıyorum. Bir altın dönem yaşadık. Bu dönemlere tekrar ulaşmamız lazım. O altın döneme bakarak bugünkü dönemi yan yana getirirseniz; Himalaya Dağı’nın Tepesi ile Mariana Çukuru kadar fark var. Ama buradan çıkmamız lazım. Şimdi Dolar 5 TL’nin altına doğru düşüyor diye seviniyoruz Dışarıdan yapılan spekülatif işler bunlar. Bizim de belki kendimize göre yanlışlarımız var bunları bilmekte fayda var ama Türkiye’nin yurtdışındaki itibarı onun ekonomideki büyüklüğü, dış politikadaki barışçıl politikası ve Türkiye’nin de komşuları ile iyi geçinmesiyle büyür. Demokratikleşme adına biz ne kazandıysak Avrupa Birliği sürecinde kazandık. Sonraki süreçlerdeki aksamalar, vazgeçmeler, tavır koymalar bizi pek çok şeyden mahrum etti. Bu doğru değil. Benim siyasi geleneğim yani Milli Görüş Avrupa Birliği’ni bugün dahi kabul etmez.

“AB böyle istiyor” diyerek iş yaptık

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne ihtiyacı olduğunu da vurgulayan Arınç, “Neden? Çünkü bu Kopenhag Kriterleri, siyasi ve hukuki kriterlerdir. Bu da ekonomik kriterleri etkiler. Bu ülkede ben bir vatandaş olarak ‘Anayasanın değişmesini istiyorum, özgürlüklerin gelişmesini istiyorum, ifade özgürlüklerinin gelişmesini istiyorum’ dediğim zaman bana karar vericiler kötü gözle bakıyorlar. ‘Bu adamlar gerici, bu adamlar yobaz, bu adamlar irticacı, bu adamlar Türkiye’yi şöyle yapar, böyle yapar’ diyorlar. O zaman bize bir manivela lazım. Bu manivela bizim için Avrupa Birliği oldu. ‘Avrupa Birliği böyle istiyor’ dediğimiz zaman ‘A öyle mi, Peki o zaman’ dediler. ‘Ben istemiyorum ha! Avrupa Birliği böyle istiyor. Akıllı ol kardeşim’ diyerek iş yaptık. ‘Kardeşim akıllı ol. Hep Sedat Peker mi diyecek akıllı ol diye. ‘Akıllı ol be Avrupa Birliği böyle istiyor’ de ne yapacaksan yap. Siyasi partiler kapatılsın. Avrupa Birliği istiyor mu, istiyor bak Kopenhag da var başka gözaltılar şu kadar alacak suçlamalar şu kadar olacak ifade özgürlüğünün sınırı olmayacak. Bizim zamanımızda yaptıramadığımız, konuşamadığımız şeyler Avrupa Birliği gibi sihirli bir kelimenin arkasına saklandı. Böyle bir noktada biz ihracatımızın yüzde 70’ini Avrupa Birliği üyelerine yapmaya başladık ve bizim 10 senede Avrupa Birliği üyesi ülkelerden sıcak para olarak Türkiye’ye giren para 600 milyar Dolar. Türkiye bununla kalkındı ama zaman geldi Avrupa Birliği üyelerine biz hakaret etmeye başladık. Şimdi artık yine kucaklaşıyoruz. Avrupa Birliği’nin çok faydası oldu, o yüzden ben gidiyorum Saadet Partili arkadaşlarımla da zaman zaman görüşüyorum. Türkiye’nin Avrupa Birliği gibi bir hedefinin olmasında fayda var, bu günah değil ayıp değil siyaset bunu gerektiriyor.” şeklinde konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir