Türkiye’nin en büyük kozu

Araştırmacı Şanlı Bahadır Koç, ABD ile yaşanan kriz sürecini, Türkiye’nin ABD’ye karşı özellikle İncirlik üzerinden nasıl adımlar atabileceğini ve İncirlik Üssü’nün ABD için önemini değerlendirdi.

ABD’nin aldığı kararların normal olmadığığını söyleyen Koç’a göre kararlar dış politikanın bir parçası değil. Koç, alınan kararlarda evanjelistleri işaret etti.

“ABD DIŞ POLİTİKASININ PARÇASI DEĞİL”

ABD’nin yaptırım kararının büyük bir dış politikanın parçası olduğunu sanmıyorum. Daha çok ABD iç politikasına yönelik bir adım. Elçilik görevlileri var tutuklu burada, rahip Brunson olayı var ABD’yi rahatsız eden. Ki bu davaların hepsi de gizli tanıklarla yürüyor. Burada Halkbank yöneticilerinin de içinde olduğu bir pazarlık olduğu iddiaları var. Varsa böyle bir pazarlık, ABD’nin birden ani kararlar alması normal değil.

EVANJELİKLER VE PENCE’NİN İLİŞKİSİ

Bunun nedeni olarak da ben ABD Başkan Yardımcısı Pence’nin etkin olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz Pence’nin ABD’deki evanjeliklerle iyi ilişkileri var hatta onların içinden biri neredeyse. Krizin onun bastırmaları sonucunda ortaya çıktığını düşünenlerdenim açıkçası. Mesela ABD basınında ABD Dışişleri Bakanı’nın Pence ve Trump’ın ardı ardına açıklama yapmasına şaşırdığına dair birçok haberler çıktı. Yani koordineli bir karar alma mekanizması işletilmedi.”

ABD’de Trump sonrasının planlandığını söyleyen Koç, Pence’nin evanjelistlere göz kırptığını ifade etti.

TRUMP SONRASI İÇİN PENCE Mİ DÜŞÜNÜLÜYOR

“Trump ile ilgili Rusya ile bazı işlere girip girmediğine dair dava süreçleri var. Bundan dolayıdır ki yavaş yavaş da olsa Trump’ın etrafındaki çember giderek daralıyor. Olur da Trump görevden alınırsa onun yerine Trump gelecek. Pence de bunu bilerek ABD’nin sağında yer alan evanjelistlere bir anlamda göz kırpıyor olabilir.

TRUMP’TAN KONTROLSÜZ TWEETLER

Dikkat ederseniz Pence ve Trump’ın açıklamaları ardı ardına geldi. Bana göre Pence ve Trump arasında bir koordine olmamış olabilir. Trump, evanjelist çevrenin oyunu ve sempatisini Pence’ye kaptırmamak için kontrolsüz bir tweet attı. Gerçi Trump normal zamanda da abuk sabuk tweetler atan bir isim.

“TRUMP ERDOĞAN’A SAYGI DUYUYOR”

Ama şu bir gerçek ki Donald Trump ‘ın Recep Tayyip Erdoğan ‘a ve dünyadaki güçlü liderlere karşı bir sempatisi ve saygısı var. Almanya Başbakanı Angela Merkel’e olmayan saygı Erdoğan’a var diye düşünüyorum. Daha bir kaç hafta önce NATO toplantısında Erdoğan ile şakalaştı ve Erdoğan hakkında “İşini en iyi yapan lider” minvalinde şeyler söyledi.”

Rahip Brunson olayına da değinen Koç, ABD’de tutuklu bulunan üst düzey Türk bürokratlar olduğunu hatırlattı.

RAHİP BRUNSON OLAYI

“Birden böyle diğer uca savrulması çok mantıklı değil. Ama Trump’ta çok mantık aramamak lazım. Ben daha çok iç siyasetle ilgili olduğunu düşünüyorum. ABD vatandaşları kendi vatandaşı olan bir rahibin Türkiye’de tutuklanmasından rahatsız olabilir ama şu bir gerçek ki Brunson’un da enteresan ilişkileri olduğu söyleniyor. Tabi burada da iddianame de yayınlamak gerekir. Ayrıca bizim de orada üst düzey bürokratlarımız tutuklu bulunuyor.”

Araştırmacı Şanlı Bahadır Koç’a göre Türkiye’ye karşı batıda ciddi bir negatif algı oluşmuş durumda.

“ABD, FETÖ VE PKK’YI SÜREKLİ DESTEKLİYOR”

“ABD’de Türkiye’ye ve Tayyip Erdoğan’a karşı bir negatif enerji birikmiş durumda. Türkiye’de yaşanan iç gelişmeler, seçim süreci ve dış politikada Rusya ile iyi ilişkilerin olması, Suriye ve Irak’taki durumlar ABD’nin istemediği şekilde ilerleyince bu negatif bir anlayış oluşturdu. Bunun yanında Türkiye’nin 2 tane önemli problemi olan PKK ve FETÖ konusunda ABD, bu örgütlere destek veriyor. Amerika’da uzmanlar ve aydınlar “Ya arkadaşlar Türkiye bize göre mükemmel değil, bizim istediğimiz gibi değil ama biz adamları en hayati konularında arkalarından vuruyoruz.” demiyorlar. ABD’de bir iki isim dışında Türkiye ile ilgili kollektif bir çılgınlık var. Türkiye’ye ambargo uygulayalım, müeyyidede bulunalım, uçakları vermeyelim gibi şeyleri çok rahatlıkla söyleyebiliyorlar. ABD Kongresi de lobilerin etkisinde kalabilen bir meclis. Türkiye ve ABD ilişkileri konusunda çaba harcauan çok fazla isim yoktur orada. Belki de bu ilişkilerde dibi görmemis gerekiyor, iki tarafı da neler kaybedeceğini anlayıp yeniden iyi ilişkiler de kurma fikri olabilir. Ama bu çok riskli; dibe girmek hemen çıkılacak anlamına gelmiyor.”

Bahadır Koç, “Türkiye ne yapabilir?” sorusunu ise şu şekilde cevapladı.

TÜRKİYE NE YAPMALI?

“Aynı bakanlara biz de yaptırım yapıyoruz şeklinde verilen tepki eşit bir tepki değil. ABD’nin herhangi bir bakanına Türkiye’ye gelme veya Türkiye’de iş yapma demenin pratikte bir anlamı yok.

“İNCİRLİK ABD İÇİN VAZGEÇİLMEZ”

İncirlik, Türkiye’nin en büyük kozu. ABD için İncirlik vazgeçilmez. Başka yerlerde üsler kurabilir ama bunun maliyeti, güvenlik boyutu ve kullanılışlığı çok zor. İncirlik’te güvenlik sorunu yok, oradaki askerlerin aileleri gidip gelebiliyor ve çok derin bir geçmişe sahip. 1950’li yıllara dayanan bir geçmişi var. İncirlik gibi bir üssü başka bir yerde maliyetsiz bir şekilde kurmak bence imkansız.

“İYİ BİR ETÜT YAPILMALI”

Burada iyi bir etüt yapılmalı ve sağlam adım atılmalı. Yani hemen İncirliği kapatırım şeklinde hareket edilmemeli. Bu zaten klasik Türkiye-ABD, ilişkilerinin değişmez motifi. ABD, bu zamana kadar hep “Türkiye bağırır çağırır sonra unuturlar” şeklinde yaklaşıyor.

“TÜRKİYE’NİN ELİNDEKİ EN BÜYÜK KART İNCİRLİK”

Türkiye’nin kartları sınırsız değil, ama başta İncirlik olmak üzere önemli kartları da var. Türkiye’nin şu an yaptığı şey Rusya ile daha yakın ilişkilere girerek ABD’yi uyarmak… Rusya ile yakınlaşma konusu bir süre sonra geri dönülmez bir durum olabilir. Batı ve özellikle ABD, Rusya ilişkileri konusunda “Türkiye’yi elimizden kaybettik” algısına girerse Türkiye’ye direkt zarar verme eğilimine de girebilir. Belki girmiş de olabilir.”

İncirlik ile ilgili tamamen kapatmak yerine sınırlama ve geçici kapatma gibi adımların atılması gerektiğini söyleyen Koç, “Doğru pazarlık ve stratejiler kurmak gerekiyor.” dedi.

İNCİRLİK KOZU NASIL KULLANILMALI

“Türkiye’ye karşı batıda oluşan negatif enerji ciddi seviyelere geldi. Bunu bizim kusurumuz olarak söylemiyorum. Esas olarak batılı ülkelerde var olan sıkıntılardan kaynaklanıyor. Ama Türkiye’nin de temel yönelimlerinde, ne alıp ne almayacağını hesap etmede daha etkili olması gerekiyor. Doğru pazarlık ve stratejiler kurmak gerekiyor. Bu doğrultuda İncirlik’i ABD’ye geçici olarak kapatmak veya sınırlamak gibi adımları kamere önünde değil geri planda somut olarak atmalıyız. ABD’den görevlilere, “Bi dakika Türkiye neden bizim uçaklarımızın kalkmasına izin vermiyor” dedirtmeliyiz. İncirlik’i tamamen kapatmaktan ziyade geçici olarak kapatmak veya uçak kalkmasına izin vermemek gibi adımlar atılmalı.

“OLAYLARA BÜTÜNCÜL BAKMALIYIZ”

Bu ilişkilerin birçok boyutu var. İran, savunma anlaşmaları, Suriye ve daha birçok konu. Daha bütüncül resmi görmeliyiz. ABD’nin yaptığı gibi hem ekonomik, hem askeri, hem de hukuki alanda adımlar atmalı. Tek konu üzerinde yoğunlaşmak doğru olmaz.”

Türkiye Haber Merkezi

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir