Erdoğan’dan Hakan Fidan yanıtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üç günlük Afrika gezisinin ardından yurda döndü. Erdoğan, bu kapsamda Cezayir, Gambiya ve Senegal’i ziyaret etti. Erdoğan İdlib’ten, F35’e, Hakan Fidan’ın İs-rail tarafından hedef gösterilmesine dair birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

“AFRİKA ÜLKELERİ İLE POLİTİKAMIZ KAZAN – KAZAN”

Afrika ziyaretimizin ikinci ayağı olan Gambiya’ya Cumhurbaşkanı düzeyinde ilk ziyareti gerçekleştirdik. Bu ziyareti hem ikili ilişkilerimiz hem Afrika politikamız bağlamında önemsiyorum. Gambiya ile “gençlik ve spor” ile “arşiv” alanlarında olmak üzere iki iş birliği anlaşması imzaladık. Bunlar ülkelerimiz arasındaki kültürel ve sosyal ilişkileri güçlendirecektir. Türk ve Gambiya iş adamlarının katılımıyla yapılan iş forumu yeni imkanlara vesile olacaktır. Gambiya FETÖ okullarını Afrika’da kapatan ilk ülkedir. Rohingya Müslümanları konusunda Gambiya’nın gösterdiği hassasiyet memnuniyet verici. Diğer Afrika ülkeleri ile olduğu gibi Gambiya ile de karşılıklı saygı ve çıkar temelinde kazan-kazan ilişkisini geliştirmeye devam edeceğiz.

“GELECEĞE YÖNELİK ÇOK GÜÇLÜ ADIMLAR ATIYORUZ”

Ardından son durağımız Senegal, Afrika ziyaretimizin üçüncü ayağı idi. Senegal ile iyi ilişkilerimiz var ve her gün güçleniyor. Ekonomi, ticaret enerji, altyapı müteahhitlik, savunma ve balıkçılık alanında büyük potansiyele sahip. 400 milyon dolar ticaret hedefimize ulaştık fakat geçen yıl biraz gerileme oldu, bu hedefin ötesine geçmek için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Şimdi birlikte belirlediğimiz hedef 1 milyar dolar. Bugün 7 anlaşma imzaladık. Böylece ilişkilerimizin ahdi zeminini güçlendiriyoruz. İş forumunda yeni yatırım imkanlarını ele aldık ve iş adamlarımızı bir araya getirdik. Senegal, FETÖ ile mücadelede yanımızda duran bir ülkedir. Maarif Vakfı şu anda 13 okulla eğitim veriyor. Senegal ile özellikle öğrencilerine de burs verme suretiyle geleceğe yönelik ilişkilerimizi çok daha güçlü hale getireceğiz. Dördüncü kez ziyaret ettiğim Senegal bu sefer çok daha farklıydı. Türk müteahhitlerin burada yaptıkları yatırımlarla geleceğe yönelik güçlü adımlar atıyoruz.

Bizim Afrika vizyonumuz karşılıklı saygı temelinde kazan-kazan ilkesine dayanıyor. Afrika ile özel ilişkilerimiz var, geçmişimizde sömürgecilik yok. Afrika’yı pazar değil, ortak olarak görüyoruz. Afrika’da özellikle Senegal’in çok farklı bazı özellikleri de var. Adeta buradan Amerika’ya, değişik yerlere Goree adasından köle ticareti yapılırdı. Hakikaten orası çok çok farklı bir yer. Ben orayı ziyaret ettim ve orada kölelerin nasıl zincirlere vurulduğunu, zincirlere vurulan kölelerin nasıl kadırgalarla vesaire ta ABD’ye kadar gönderildiğini bize rehber olan arkadaş anlatmıştı.

SORU: 2’si Fransız, 1’i İngiliz, 3 eski sömürge ülkesini ziyaret ettiniz. Neler gözlemlediniz? Onlar Türkiye’ye nasıl bakıyor. Hem Senegal’de hem de Cezayir’de halk Fransa’ya tepkili. Fransa’dan hala buraya ilişik diye bahsediyorlar. Gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Özellikle Cezayir’de Cezayir Cumhurbaşkanı Sayın Abdulmecid Tebbun Fransa’ya çok farklı bakıyor. Hatta ben kendisinden bir şey rica ettim. Çünkü bana öyle bir rakam verdi ki; bu rakamı öyle zannediyorum ki dünyada siyasi liderler de pek bilmiyor. 130 yılda 5 milyondan fazla Cezayirlinin Fransızlar tarafından öld-ürüldüğünü söylüyor. Dedim ki “Bana bunun belgelerini gönderirseniz, çok memnun olacağız.” Biz milyonlarca biliyorduk da böyle bir rakamı tahmin etmiyordum. Tabi Fransızlar kat-liamı sadece Cezayir’de değil; Ruanda’da da yaptılar. Yani, birçok Kuzey Afrika ülkesi Fransızların bu tür kat-liamına tarihte şahit oldu. Bunu bir (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron bilmiyor. Macron’a söylediğimiz zaman kendisi “tarih dersi mi veriyoruz?” diyor, böyle bir durum var.

“KISA ZAMANDA KENDİLERİNİ TOPARLAYABİLİRLER”

Tabi Senegal’de de şu anda oraya yönelik olumlu bir bakış yok. Gambiya maalesef işte gördük 3 ülke içinde en fakiri. Gambiya’da da bazı imkanlar var, onların değerlendirilmesi lazım. Bunları kendilerine söyledik. Mesela limanları var. “Bunların işletilmesi noktasında firmalarımız deneyimlidir, size sömürülecek yer diye bakmazlar. Eğer bunu firmalarımız alırsa siz de çok ciddi kazanımlar elde edersiniz.” dedik. Örneğin; Gine’nin limanını firmalarımız işletiyor şu anda. Eskiden yılda 1 milyon, bilemedin 2 milyon gibi bir gelir elde ederken şu anda 20 milyonun üzerinde yıllık gelir elde ediyorlar. Ayrıca bu rakam sürekli büyüdüğü gibi, “Oradaki araçların hepsini yeniledik” diyor arkadaşlar. Tabi şu anda (Senegal Cumhurbaşkanı Macky) Sall’in dünyada farklı bir konumu var ama toplamda gayri safi milli hasılaya bakınca bunun çok daha artması lazım. Cezayir ise özellikle doğalgaz, petrol bu noktada iyi. Onlar da kısa zamanda kendini toparlayabilir.

“KUDÜS’E ASLA SIRTIMIZI DÖNMEYİZ”

SORU: Beyaz Saray’ın “yüzyılın anlaşması” olarak nitelendirildiği barış planı, -biz uçaktayken- Trump tarafından duyuruldu. Bu bağlamda Ankara’nın plana yaklaşımı nedir?

Biz buraya girerken açıklama devam ediyordu. Önceki akşamki konuşmada Sayın Trump’a, “Bu metni bize gönderirseniz, içeriğinde ne var görürüz, ona göre de atmamız gereken adımları veya tavrı belirleriz” dedik. Zaten önümüzdeki hafta içerisinde de Cidde’de İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı olacak. O toplantıya Dışişleri Bakanımız da katılacaklar. Bizim bu konudaki tavrımız belli. Kudüs Müslümanların kutsalıdır. Kudüs’ün İs-rail’e verilme planı asla kabul edilemez. Açıklanan plan, barışa ve çözüme hizmet etmeyecektir. Bu plan Filistin ve Kudüs için yeni oldubittiler oluşturma gayretidir. Bu, Filistinlilerin haklarını yok sayma ve İs-rail’in işgalini meşrulaştırma planıdır. Hangi girişim olursa olsun, bazı Arap ülkeleri sırtını dönse de biz Filistin’in ve Kudüs-ü Şerif’in hukukunu korumak için uluslararası kurumları harekete geçirmeye ve dünyaya bu meseleyi anlatmaya devam edeceğiz.

“İS-RAİL FİDAN’I HEDEF ALDIYSA DOĞRU YOLDAYIZ”

SORU: Özellikle İs-rail medyasında ki Netanyahu’ya yakın aşırı sağ medyada Türkiye’nin güvenlik bürokrasisini hedef alan yayınlar var. Bugünlerde de bir tane yayınlandı. Kasım Süleymani’nin ardından MİT Başkanı Hakan Fidan hedef gösteriliyor. Ne söylersiniz?

Eğer biz İs-rail medyasına göre hareket belirleyeceksek vay halimize. İs-rail medyası da istihbarat başkanımız için -imalı vurgu ile- böyle şeyler yazıyorsa doğru istikametteyiz. Hayırlı olsun!

“KILIÇDAROĞLU’NUN DOĞRU SÖYLEDİĞİ HİÇBİR ŞEY YOK”

SORU: Ülkemizde yaşanan son yıllardaki depremlerden sonra iki tavır ortaya çıkıyor. Devletin tavrı, muhalefetin tavrı… Devletin tavrı son 17 yılda birçok depremde milletle dayanışma içinde. Muhalefet ise deprem üzerinden siyaset yapıyor. Millet ittifakının bileşenleri de medyasıyla STK’larıyla başka bir algı oluşturuyor. Son olarak Kemal Kılıçdaroğlu “Deprem vergileri nereye harcandı?” dedi. Bu tavrı sormak isterim. İkinci olarak devletin 1999 öncesi tavrıyla bugünkü tavrını değerlendirebilir misiniz?

Bu adamın doğru söylediği bir şey yok. Yalanlar zincirine yeni bir yalan ilave ediyor. Ben şu anda Sivrice depremine CHP’li belediye ne kadar yardım yapmış bunun üzerinde duracak değilim. Ben sadece şunu söyleyeyim. Bütün il, ilçe, belediyelerde, mahallelerde, Allah’a hamdolsun, bir tarafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere, bütün bakan arkadaşlarım ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Fuat Bey, öbür tarafta (AK Parti) Genel Başkan Vekili olarak Numan Bey, tüm vekiller, kadın kollarımız bölgede seferber oldu, çalıştılar ve aç açık bırakmamak için ne gerekiyorsa yaptılar. Bir defa Kılıçdaroğlu’nun ne kabinemizi ne bizim şu andaki o bölgede çalışan milletvekillerimizi falan ağzına almasını yakıştıramam. Onların böyle bir derdi olamaz. Acaba kendisi oraya gitti mi? Gitmedi. Şimdi bundan sonra herhalde gider; ben söylüyorum ya… Niye gitmedi? Bu ciğer meselesi, ruh meselesi ondan… Bunda öyle bir ruh yok. Biz elhamdülillah Van’da da Simav’da da Sakarya’da da… Ben cezaevinden çıktım, ilk gittiğim yer Sakarya, Düzce’dir. O zaman belediye başkanı sıfatım yoktu. Bütün oraları dolaştık. Biz derdimiz var. Onun böyle bir derdi yok. Soruyorlar şimdi. Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde bir para hangi amaç için toplanmışsa bugüne kadar o gaye için harcanmıştır. Onun dışında bir yere biz bu tür paraları harcama diye bir tavrın içinde olmadık, olmayız. Şu anda arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor. Eğer bu vatandaş dayanışma için elinde ne var ne yok götürüyorsa, tek sebebi var: İnanıyor da onun için götürüyor. Bu hükümete inanıyor. İnanmasa götürür mü? Ben “Sizlere her şeyi veririm” diyor. Şimdi bir kampanya daha başlattık. Önce vekillerle dedik ki; biz buraya elimizden gelen desteği verelim. Herhangi bir rakam belirlemiyoruz. Kim ne kadar verecekse milletvekili arkadaşlarımız versinler. Bunları hesabımızda toparlayacağız sonra da grup başkanımız herhalde AFAD’a aktarma yoluna gidecektir. Bunlar ise yatıyor kalkıyor “o parayı nereye, bu parayı nereye harcadınız?” Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da Bay Kemal’e bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok. Bütün bu harcamalar nasıl yapılıyor, bunlara bakmıyor ki… Bütün bu konutlar nereye yapılacak? Bunun tarih en büyük şahididir. İki de bir kalkıp gaziler ve şehitlerle alakalı şeyleri konuşuyor. Niye? Aldatırız! Yaptıkları iş bu. Onun için bunların haftalık grup toplantısında yaptıkları konuşmalar da pek kayda değer değil.

“TÜRKİYE’Yİ KARALAMA KAMPANYASI TUTMAZ”

Soru: Terör örgütü PKK’nın Suriye’de DEAŞ’lıları para karşılığı salıverdiği, para vermeyenlerin ise çocuklarının zorla terör örgütüne devşirildiği yolunda güvenlik ve istihbarat raporlarına yansıyan bilgiler var. İki terör örgütüyle de mücadele eden bir ülke olarak Türkiye’nin bu konuya ilişkin uluslararası kamuoyuna mesajı nedir?

Bu konuyla ilgili uluslararası camiaya dedik ki “Siz hep Türkiye’yi karalama kampanyaları yaptınız. Biz ne yaptık? En önemli adım olarak El-Bab’da 3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Burayı bir sükunete kavuşturduk. Şimdi biz yakaladıkça DEAŞ’lıları kendi ülkelerine gönderiyoruz. Bunların içinde Alman’ı, İtalyan’ı, Fransız’ı var. Hepsini evlerine gönderiyoruz ama bunların ülkeleri, bunları takip etmiyor ki. Türkiye’ye iftira at, tutmazsa iz bırakır anlayışıyla lekelemeye çalışıyorlar ama biz de görevimizi yapacağız, dik duracağız. Şu anda biz DEAŞ’ın üst düzey kişilerini yakaladık. Bağdadi’nin kız kardeşi, eniştesi, damadına kadar yakaladık. Bunlar elimizde. Bunların reklamını yapalım diye bir derdimiz de yok. Şu anda bunlar bizim elimizde.

“DAEŞ’Lİ TERÖRİSTLERİN ÇOCUKLARI İÇİN ABD’DEN SES ÇIKMADI”

SORU: Tüm dünyadan gelen DEAŞ’li teröristlerin 7-8 bin çocuğu olduğu iddia ediliyor…

Bu söylediğiniz şeyler tüm dünyadan gönderilen DEAŞ’lıların çocukları. Tabi bunlar, dünyanın DEAŞ noktasında oynadığı oyunun çok açık ve net göstergesi. Mesela “cezaevi” dediler. Onlar cezaevinden başka her şeye benzer. Ondan sonra bir kısmını parayla bir kısmını farklı düşüncelerle serbest bıraktılar. Hatta bir telefon görüşmesinde Sayın Trump “Bunları alır mısınız?” gibi bir teklifte bulundu. “Oturalım konuşalım, nasıl bir çözüm buluruz?” dedik. Ama sonra takibi gelmedi. “Bakanlarımız görüşsünler” dedik, takibi gelmedi.

SORU: İHA’lar depremde kullanıldı mı?

Evet. Koordinat belirlemelerinde kullanıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir